19 MART 2020

17:38

BİR İŞ KAZASI…

Bugün epey emek sarfettiğim bir haritayı az kalsın uçuruyordum, kendimi tebrik ederim.

Bir anda nasıl olduysa kaydettiğimi sanıp, önümde boş sayfayı görünce şok oldum. Neyse, Allah’tan belgeyi geri al sekmesini buldum, okunmayan kopya çıkarıp onu da yeni belge haline getirdim de paçayı kurtardım. Üstelik harita sahibi de Aslan burcu, harita uçmuş olsaydı beni çiğ çiğ yiyebilirdi. Söylemedim olanı biteni, ama burayı okuyunca kesin arar beni. O zamana kadar zaman kazanayım… Neyse, sıkıntı yok herşey kontrol altında, belge de tam ama son çalıştığım yerler silinmiş. Tekrar baştan yazmak gerekecek. Bunda da var bir hayır diyelim inşallah.

Bazen böyle bilgisayar kazaları oluyor, jazz dinliyordum kendimi fazla mı kaptırdım nedir, Alfadaydım, odaklıydım ama kaza oldu… Bu da bahane oldu, bu konuyu yazmaya karar verdim.

Alfa beyin dalgası hepimiz için iyi. Anda kalmak, dünü ya da yarını düşünmeden sadece meşgalenizde kalmak Alfa’dır. Beta dalgası, vücudumuzun ve zihnimizin hayatta kalma modudur. Alternatif güçtür. Ama her zaman kullanılmaz. Her zaman kullandığımız zaman ne olur, konuşmaya başlarken, ‘’Her hastalığın başı stres azizim, aslında doktorlar hiçbir şey bulamadılar, tahliller de temiz çıktı ama işte böyle…’’ diye başlayan sürgit cümleler kullanırız.

Bu yüzden insanlarla kilolu diye alay edenlere, laf sokanlara ya da bunun üzerinden vurmaya kalkanlara çok sinirlenirim. Belki hastadır, ilaçlar yan etki yapıyordur, sizin on dakikasına bile katlanamayacağınız bir işte yüksek stres altında çalışıyordur, bunun gibi daha elli tane sebep… Ama şu bir gerçek ki, sürekli BETADALAR

Kilolu insanlar niye çok yerler? Yaygın teoriye ve okuduklarıma göre, burada sorunları kalplerinin mutluluğa olan açlığıdır. Sürekli beta dalgasında güvensiz ve her dakikanın birbirinden hızlı yaşandığı hayatlarında kendilerini güvene almak için çabalarken, ruhları ve kalpleri aç kalıyor. Güvensizlik ve devamlı alarm durumunda olan vücut da her gelen yiyeceği yağ olarak depoluyor ve ben hiçbir şey yemedim diyor. Bu yüzden sürekli aç bir beden, açlığın verdiği öfke. Öfke nedir? Beta’dır… Ama ruhun attığı çığlık çok hazin: ‘’Sevmek ve sevilmek istiyorum’’. Çok yüksek kilo verenler ise, cümlelerine genellikle ‘’Önce kendimi sevmeyi öğrendim’’ diye başlarlar.

Doktor değilim ama bilinçaltı konusunda çok okuduğum için aklımda alanları aktarmak istedim. Siz siz olun, hekiminizi dinleyin. Burada sohbet ediyoruz. Bildiğiniz gibi tüm hastalıkların da kökeni stres. Stres de BETA konumu demek. Bu da dünyada genel kabul gören bir bilgi. Tabii Covid-19 konusunu dışarda bırakmak istedim. Alfa-Beta dalgaları, zihin-stres ve kilo üzerine düşündüm. Tabii bu çok detaylı bir konu ama kilo almaya devam edenlerin sevgi ve sevilmek istediklerine, hayatlarında bu boşluğu yaşadıklarına inanıyorum. Umarım herşey onlar için yoluna girer.

Bir astrolojik haritadan nerelere geldik değil mi? Aslında herşey birbiri ile ne kadar bağıntılı.

Bugün yine evdeydim ve dışarı çıkmadım. Çok enteresan tam isabetler var onları da birazdan yayınlarım inşallah. Aslında evde olmak bazı zamanlar etrafımıza şöyle bir bakmamıza da vesile. Evimin küçük bir bölümü ardiye gibi ve bugün biraz da bu minik oda ile ilgilendim. Orada işimin bittiğini düşününce (aslında bitmedi, yarın da kurcalarım biraz) haritaya geldim, onu uçurdum geri aldım, sonra kendime bir kahve yaptım ve günlüğümü yazdım.

Umarım bugün de sizin için faydalı bir bilgi sunabilmişimdir. Bu arada söylemeyi unutmayım, Güneş’in KOÇ burcuna geçişi ve Kova Satürn yazılarım için de hazırlıklara başladım. Güzel yazılar hazırlıyorum sizin için. Tarih okumaları ve çeviri rutinim de bekler beni.

Allah’a emanet olunuz.

alfa